Bir Hekim Nasıl Dolar Milyoneri Olur?
Bir hekimin dolar milyoneri olabilmesi için türlü seçenekler, türlü yollar vardır elbette. 23 yıllık bir hekim olarak bu konuda pek kişisel deneyimim ve girişimim olduğunu söyleyemem ne yazık ki, ama çeşitli yollarla epey para kazanmış büyüğüm, küçüğüm çok hekim tanırım.
Eğer bir konuda deneyimim yoksa, ikinci ağızdan konuşmaktan, hele hele dedikodu yapmaktan çok da hazetmem. O nedenle genç hekim adaylarına ya da bir türlü istediği serveti elde edememiş hekimere bu konuda diyecek pek lafım yok. Daha doğrusu yoktu diyelim, ta ki bu sabaha kadar.
Bu sabah ne oldu?
Bu sabah bir e-mail aldım, subject kısmında “CONGRATULATIONS YOU HAVE WON” - Tebrikler Kazandınız - yazıyordu. Eh okumuş yazmış, interneti de epey senedir tanıyan biri olarak, internetteki türlü kandırmaca ve dolandırıcılık vs. olaylarından bir şekilde haberdarım. Üstelik de Doctus’un müdavimlerinden sayılırım. Durum böyle olunca, aman dedim olsa olsa viruslu bir maildir, kimbilir makineme neler yapmak üzere postalanmıştır. Fakat yine de bir şeyler kazanmış olma olasılığı postayı incemek için içimde bir merak uyandırdı. Maili gönderen; Microsoft Email Lottery 2008 (mslotto@noreply.com), beni kutluyor, bu yılki“MICROSOFT EMAIL LOTTERY AWARD”ı kazanan 25 kişiden biri olduğumu söylüyordu. Bir de mektup göndermişlerdi, detayları ve kazandığım parayı nasıl alacağımı anlatmak üzere.
Yazdım, akıllı, bilgili, deneyimli, 23 yıllık bir hekimim… acaba (?) dedim ekteki mektubu da okuyunca, acaba doğru olabilir mi? İçimden bir ses, pek de kandırmaca gibi durmuyor diyordu. Çekilişin nasıl yapıldığını, mail adreslerinin nasıl belirlendiğini, bu sistemde kullanılan bir sürü rakam, harf, şifre vs. vermişler. Üstelik adresleri, telefonları var…. Arayın bizi demişler, ister telefonla, ister maille. Aaa bu arada kaynadı, kazandığım miktar 1.000.000 (bir milyon) Amerikan Doları.
İnandım sanki ben bu mektuba. Ve güzel haberi hemen paylaşayım istedim bir arkadaşımla, Doctus’ta şeftir kendisi. Hani Çocuk ve Bilgi Güvenliği Derneğini de birlikte kurduğumuz, bilgi güvenliği üzerine bilgisine şapka çıkardığım kişi. Çok kibardır, o bakımdan belki de açık açık gülmedi ama, nüfus cüzdanımın ve kredi kartımın önlü arkalı fotokopilerini ona yolladığım takdirde bana çok daha büyük lotolar kazandıracağına dair söz verdi. Bu açıklamanın üzerine daha fazla bir açıklama gerekmedi o mailin yem olduğunu anlamam için. Heyecanım dindikten, aklıselimle düşünmeye başladıktan sonra, ben de öyle gerekçeler buldum ki bu loto işinin nasıl da lezzetli bir yem olduğuna dair. Ama itiraf etmeliyim, çok kısa bir süre bile olsa acaba doğru olabilir mi diye düşünmüştüm işte. Ve arkadaşım da olmasa, bir kaç gün sonra dolar milyoneri bir hekim olmadığımı öğrenmenin hayal kırıklığını koyun bir kenara, dövüne dövüne kredi kartı borcumun nasıl olup da limitinin dibine vurduğunu öğenip ah vah ediyor olacaktım.
Evet, bir sabah şekeri şeklinde gelip geçti bu loto-mail işi de…. Dolayısıyla bir hekimin nasıl dolar milyoneri olacağını tarif etmeye dair hala anlatabileceğim bir şey yok ne yazık ki. Üstelik arkadaşım sayesinde hayalini bile çok çabuk yitirdim o bir milyon doların :).
Betül Ulukol
3 Yorum Var “Bir Hekim Nasıl Dolar Milyoneri Olur?”
Yorum Yapın






Bende hekimim, acaba kaçırdığım bir şey mi var diye baktım
Umut, eğer “dolar milyoneri” ve “hekim” ikilisi, birbirine yakın geliyor ise size, evet bir şeyler kaçırmışsınız demektir. Yol yakınsa dönmekte fayda var
Doktor olmak lazımmış
1.000.000 $ ha!
Aslında yemleme teknikleri arttıkça, internet insanlarınında bağışıklıkları güçleniyor. Büyük bir savaş halindeyiz, acaba farkındamıyız?
Yemleme tekniği aslında sokaklarda başladı. Malumunuz İstanbul’un taşı toprağının altın olmasının haricinde, her köşesindeki dilencileri ile meşhurdur. Öyle teknikler ile karşılaştım ki, gerçekten şapka çıkartmak lazım.
Fi tarihinde, Mecidiyeköy’den bilgisayar parçası aldım ve akşam üstü (tam iş çıkış saati) meydanda bir boyacı çocuk ve yanında da paramparça olmuş boya sandığı. Boyaların şişeleri kırılmış hepsi herde. Çocuk üzgün gözleri ıslak. İnanın birden; “vay hayvanlar, ne istemişler bu çocuktan” demekten kendini alıkoyamadım. O an üstümde para yoktu, veremedim. Üzüntüyle geçtim gittim. Otobüste gelmeyince bir aşağıdaki durağa yürüyeyim dedim. 30-40 Dk. sonra başka bir duraktaydım ve ne göreyim, aynı çocuk ve aynı sahne!! Genç bir hanım gözleri dolarak çocuğa para uzayıyordu, “aman vermeyin, demin şurda da gördüm” dedim. Ama nafile, genç hanım yemlenmişti bile.
Biz katılaştık, ihtiyacı olanla olmayanı artık ayırt edemiyoruz. İçimizdeki insanlığı öldürdüler. Nasreddin hoca misali, bindiğimiz dalı kestik de haberimiz yok.