Windows, Ubuntu ve Güneş Yanığı
Betül Ulukol
Windows, linux ve tekne gezisi
Seksenli yılların ikinci yarısıdır benim bilgisayarla tanışma zamanım. Epey eski bir bilgisayar kullanıcısıyım anlayacağınız. İlk yıllarda windows’la alışverişimiz olmazdı pek, her şeyi “dos”da, dostça hallederdik. İşin aslı mesleğim gereği benim zaten pek de işim düşmüyordu öyle karışık programlara. O yıllarda asistanlık yapan bir hekimseniz; bir DBASE’iniz (gençler bilmez, güvenilir bir veri kayıt programıydı, ama program açıkken elektrikler kesilirse, kafası biraz bozulurdu), bir Epi-Info’nuz (Dünya Sağlık Örgütü bile çok yakın tarihlere kadar bu istatistik programını dağıttı), eh tabii bir de yazı yazmak için PW’niz (Professional Writing), hele de WordPerfect’iniz varsa epey donanımlı sayılırdınız.
Neyse, sonradan birşeyler değişmeye başladı. Gözümüzün önünde çeşit çeşit, renk renk pencereler açılıyordu artık. Her şey o kadar hızla değişti ki… aslında bilgisayarın sahibi olup, ona hükmetmemiz gerekirken, bir anda baktık ki bizler bu makinelerin, daha doğrusu bu makineleri işleten sistemin, o sisteme hizmet eden programların kölesi olmuşuz. Gerekli gereksiz bir sürü programla doldurduk makinelerimizi, renkli dünyanın albenisi aklımızı başımızdan aldı. Programlardan satın alabildiğimizi aldık, alamadığımızı kırdırıp sardırıp öyle kullandık. Bu arada türlü illetler yapıştı sevgili makinemizin yakasına; viruslar, solucanlar, kurtlar, casuslar…. Biz bunları yaşarken sevgili, renkli, çok pencereli işletim sistemimiz de bizden çok kendi kesesini düşünüyor olmalıydı ki, bizlerin bu cehaletinden, sonradan görmüşlüğünden ve hatta safiyetimizden faydalanmaya kalktı… Kalkış o kalkış, hala koşturup duruyor, ama o önde bizler arkasında, sesimizi bile duyuramıyoruz neredeyse. Boğulurken sorunların ortasında, o dönüp ardına bakmıyor bile çoğu zaman.
Efendim bu yazıyı neden yazma gereği duydum şimdi diye düşünülebilir. Üç gündür yeni bir macera içindeyim. Önceleri benim böyle maceralara atılacak çağım çoktan geçmiş diye düşünürken, kendimi bir anda o güzel değişimin içinde buluverdim. Evet, üç gündür bilgisayarımın işletim sistemi linux (ubuntu yani, bilmiyorum aslında bu detayları, ama makinem artık ubuntu diye açılıyor). Bu üç günlük deneyimin ardından neler hissediyorum şimdi, asıl bunu sizlerle paylaşmak istemiştim;
Windows’la yola çıkmak, dalgalı, hatta zaman zaman fırtınalı bir okyanusta, şişme bir botla yol almaya benziyor. Çoğu zaman o okyanusa neden açıldığınızı bile unutup, aman bişey canıma, malıma zarar vermesin derdine kapılıyorsunuz. Microsoft bilmem kaç mil öteden bi yardım sandığı ya bırakıyor, ya da meletiyor da meletiyor. Hani etrafta gözleri dolar dolar parlayan bir grup destek sağlayıcı da var ama… ancak paranız varsa boğulmadan biraz daha yol alabiliyorsunuz. Keyf dersen… ha belki bu dertten keyf de alabilirsiniz, hani değişik zevkleri olan biriyseniz.
Ubuntu - ya da linux demeliyim aslında- ise köpek balıklarının barınamadığı mülayim bir denizde, türlü destek malzemesi yüklenmiş, hatta iki yanına da yardım dubaları iliştirilmiş, önden de birkaç klavuz teknenin yol gösterdiği bir tekne. İşte bu tekne ile yol almak da çok keyifli bir yolculuk. Üstelik çevrede de eğer ihtiyacınız olursa diye hazır bekleyen, paraya pula da yan gözle bakan, bir sürü destek teknesi var. Eh bu tekne ile, bu denizde hem gezilir, hem balık avlanır ve hatta hem de güneşlenilir. Ama arada karaya çıkmayı da unutmamak lazım değil mi?
Eğer karaya çıkmayı unutur da güneşin altında biraz fazla kalırsanız…
İşte o zaman ne olur, onu da daha sonra yazsam da başınızı çok ağrıtmasam diyorum.
Betül Ulukol
(Bu ilk yazımı, linux’a geçerken elimden tutan, bana destek olan değerli dostlarıma ithaf ediyorum)
8 Yorum Var “Windows, Ubuntu ve Güneş Yanığı”
Yorum Yapın






Windows, Ubuntu ve Güneş Yanığı…
Seksenli yılların ikinci yarısıdır benim bilgisayarla tanışma zamanım. Epey eski bir bilgisayar kullanıcısıyım anlayacağınız. İlk yıllarda windows’la alışverişimiz olmazdı pek, her şeyi “dos”da, dostça hallederdik. İşin aslı mesleğim gereği benim zaten…
Başlığı görünce, ben de diyorum işletim sistemleri ile tekne arasında nasıl bir bağ kurulabilir.
Size linux ile mutlu, mesut bilgisayar deneyimleri diliyorum.
Bir Ubuntu kullanıcısı olarak bu nefis yazınıza bir alkış tutmak istiyorum izninizle..
Yazınız çok güzeldi zevkle okudum. Özellikle kılavuz tekne kısmı çok iyi olmuş
Ubuntu kullanmak demek, ayakları masanın üstüne dikip keyif yapmak demek. Yapmak istediğinizi düşünebileceğinizden çok daha iyi şekilde yapılabileceğini görüyorsunuz.. Rahat rahat, gerine gerine kullanıyorum Ubuntu’yu, Windows kullananlara ise gülüyorum.
gel kardeşim gel bi sarılayım…
XP hiçbir sorun yokken onarılamaz sistem hatası verddiğine :S
Bilmem ne dosyası eksik/bozuk dediğinde
kurtarılamayacak urumdaki XP üzerine, elimdeki linux dağıtımlarından birini kurup diski formatlamaktan öte gidemiyor linux maceram.
Çünkü;
Ben o tekneye binsemde okyanusa açılamıyorum malesef.
Benim teknenin donanımı (seyir sistemi) yetersiz kalıyor bu gezinti için.
USB modem tanıtamadım bir türlü.
O yüzden şimdilik linux benim için sadece bir kurtarma aracından öte gidemiyor.
yeni yeni linuxa geçmeyi düşünmekteyim aslında. bşr kaç kez makinama pardus kurdum. ama sonra vazgeçtim. Belki windows belasının güzellğine aldandım bilmiyorum. Şu aralar Ubuntu ile haşı neşir olmaya çalışıyorum.Bakalım bu son kararlı sürümüm işe yarayacak mı?
yazınızı büyük bi keyifle okudum. Elleirnize sağlık. Bu yazılar sayesinde yavaş yavaş Linuxa ısınıyorum. Çalışmalarınızda başarılar dilerim.
saygılarımla…